Osmanlı Türkçesi / Osmanlıca Güzel Tamlama Örnekleri

Bu sayfada Farsça ve Arapça tamlamaların yapılışı anlatılacaktır. Sayfanın devamında Arapça ve Farsçadan dilimize geçmiş güzel, etkileyici isim ve sıfat tamlamalarından bolca örnek verilecektir.

Farsça isim ve sıfat tamlamalarının yapılışı:
Osmanlıcada Farsçanın etkilerini görmek mümkündür. Bunlardan biri de Farsça tamlama yapılarıdır. 

  1. Farsça tamlamalarda ikinci kelimeden başlanarak anlam verilir. Mesela dane-i tesbih tamlamasını tesbih tanesi şeklinde çevrilir. 
  2. İki isim arasına izafet kesresi-kesre-i izafet konur. Mesela enis-i can (can dostu). 
  3. Yazarken izafet kesresiyle yazılan tamlamalar okurken söyleyiş kolaylığı için farklı söylenir: hüsn-i hal /hüsn-ü hal (halin güzelliği); hüsn-i hat/ hüsn-ü hat (hat sanatı)
  4. İlk kelimenin son harfi ünlü ile biterse izafet kesresi -ı -i yerine -yı -yi şeklinde gelir: sevda-yı aşk (aşk sevdası)
  5. Sıfat tamlamaları da aynı şekilde kurulur: ru-yı hub (güzel yüz)
  6. Türk Dil Kurumuna göre Farsça kurala göre oluşturulan tamlamalar bitişik yazılır: meydan-ı aşk tamlaması meydanıaşk. TDK’nin örnekleri: âlemşümul, cihanşümul; darıdünya, ehli­beyit, ehvenişer, erkânıharp, gayrimenkul, gayrimeşru, Kuvayımilliye, Misakımillî, suikast; cürmümeşhut, hamdüsena, hercümerç, hüsnükuruntu, hüsnüniyet

Arapça isim ve sıfat tamlamalarının yapılışı:

  1. Arapça tamlamalar kurulurken Türkçede (n)ın, (n)in, (n)un, (n)ün ekleriyle yapılan isim tamlaması Arapçada elif ve lam harfleri (ال) ile yapılır ve Türkçeye bu haliyle geçmiştir. Mesela atabetü’l-hakayık (hakikatlerin eşiği). Bu Farsçadan Türkçeye geçen tamlamalarda –ı, -i veya –yı, -yi ile sağlanır. 
  2. Tıpkı Farsça tamlamlarda olduğu gibi Arapça tamlamalarda da önce ikinci kelime sonra birinci kelime çevrilir: Kuranü’l-Kerim (Ulu/Büyük/Şerefli/Yüce Kuran) 
  3. Tamlama yapılırken kullanılan (ال) ekindeki “l” sesi bazı seslerde söyleyiş kolaylığı için bir sonraki harfin ilk harfine dönebilir: darü’l-ziyafe olması gereken tamlama darü’z-ziyafe (ziyafet evi) şeklinde söylenir. 
  4. Sıfat tamlaması da benzer şekilde kuruluru: sidretü’l-münteha (son makam)
  5. Arapça kurala göre oluşturulan sözler bitişik yazılır: aliyyülâlâ, ceffelkalem, darülaceze, darülfünun, daüssıla, fevkalade, fevkalbeşer, hıfzıssıhha, hüvelbaki, şey­hülislam, tahtelbahir, tahteşşuur; aleykümselam, Allahualem, bismillah, fenafillah, fisebilillah, hafazanallah, inşallah, maşallah, velhasıl

Türkçede kullanılan farklı, güzel, etkileyici, orijinal Arapça ve Farsça isim ve sıfat tamlamarına örnekler:

Farsça tamlamalar:


allame-i cihan: dünyanın büyük alimi, dünyanın çok bileni, dünyanın üstadı

manzara-i umimiye, manzara-yı umumiye: genel görünüş, umumi manzara

nam-ı diğer: diğer adı, öteki ismi

meclis-i mebusan: milletvekillerinin meclisi

duyun-ı umumiye: umumi borçlar, genel borçlar

gaye-i hayat: hayatın amacı, hayat amacı

asr-ı saadet: huzur asrı
aşere-i mübeşşere: müjdelenmiş on kişi, (Cennet’le)

nokta-i nazar: bakış açısı, yaklaşım noktası
tahsisat-ı mesture: örtülü ödenek

ehl-i kitab: kitap ehli (Kendilerine kitap indirilen Hz. İsa ve Musa’ya inananlar)
ehl-i aşk: Aşk ehli, aşık olanlar
müsademe-i efkar: fikirlerin çarpışması, düşüncelerin çekişmesi

emr-i Hak: Allah’ın emri (ölüm) 
ab-ı hayat: bengisu, dirim suyu, ölümsüzlük suyu
kaht-ı rical: adam yokluğu/kıtlığı/azlığı
kuva-yı askeriye: askeri kuvvetler

kuva-yı milliye: milli kuvvetler

ser-i mû: kıl ucu, kıl ucu kadar, zerrece, en ufak

reis-i cumhur: halkın reisi, cumhurun başı, cumhur başkanı
hulefa-i raşidin: raşit halifeler, hak yol üzere olan halifeler

sekte-i kalp: kalbin durması, kalp krizi
yar-ı gar: Mağara arkadaşı (Hazret-i Ebubekir)
icra-yı sanat: sanatını icra etmek, işini yapmak
halife-i Müslimin: Müslümanların halifesi, Müslümanların lideri, önderi
fem-i muhsin: ehil ağız, güzel ağız, terbiye edilmiş ağız, işinin ehli
mail-i inhidam: yıkılmaya meyilli, yıkılmaya yüz tutmuş
halet-i ruhiye: ruh hali
kayd-ı hayat: hayat kaydıyla, hayat şartıyla, hayatta yaşadığı müddetçe
katl-i âmm, katilam: halkın katli, umumi öldürme, hiç kimseyi sağ bırakmadan öldürme
menafi-i vataniyye: vatanın menfaatleri, ülke çıkarları
rahle-i tedris: öğretim rahlesi, ders verme masası
irade-i padişah: padişahın iradesi, padişahın kararı
hapishane-i umumi: genel hapishane
ashab-ı kiram: Şerefli arkadaşlar (Peygamberimizin arkadaşları, sahabe)
şayan-ı dikkat: dikkate değer, dikkat çekici, dikkate yakışır, konuşulmaya uygun, layık
tarih-i edyan: dinler tarihi
duhter-i Hindu: Hint kızı
hiss-i nefret: nefret duygusu, tiksinti hissi
aff-ı umumi: genel af, umumi salıverilme
zevat-ı kiram: Şerefli kişiler/kimseler
ahz-ı asker: askere alma
lisan-ı Osmanî: Osmanlı dili, Osmanlıca, Osmanlı Türkçesi
umur-ı hususi: özel işler, hususi meseleler
müntehabat-ı eş’ar: seçilmiş şiirler
tetkik-i mezalim: zulümlerin incelenmesi, eziyetlerin araştırılması
eşar-ı Ziya: Ziya’nın (Paşa) şiirleri (eşar-ı ziya: ışığın şiirleri)
tak-ı zafer: zafer kemeri, zafer yayı (kutlama için kullanılan yarım daire şeklinde süslü kemer,)
tercüme-i manzume: manzum çeviriler, şiir çevirileri
atf-ı nazar: bakış atmak, bakışını yöneltmek, (bakmak, meyletmek, yüzünü çevirmek, dikkatini bir şeye/olaya yöneltmek)
camia-yı siyasiye: siyaset topluluğu
hatt-ı dest: el yazısı
hadise-i isyaniye: isyan olayı

meşgale-i siyaset: siyasi uğraş, siyaset uğraşısı, politik uğraş
müfreze-i askeriye: askeri birlik, askeri kol
müzakere-i keyfiyet: durumun araştırılması, halin incelenmesi

  • bacıyan-ı Rum (Roma/Rum ülkesi): Anadolu bacıları, Anadolu kadınları

bacıyan-ı Arap: Arap kadınları
bacıyan-ı Furs/Fars: Acem kadınları, Fars kadınları
mevrus-ı peder: babamızın mirası (Hz. Adem’den miras kalan dünya)
canib-i Hak: Hak yolu, Allah yolu
dam-ı bela: bela tuzağı
sefine-i ten: beden gemisi
dünya-yı dun: alçak dünya
esir-i çah-ı bela: bela kuyusunun esiri (Hz. Yusuf)
dehr-i deni: alçak dünya

sene-i Hicriye: Hicret senesi
sebeb-i vefat: vefat sebebi, ölüm nedeni

illet-i safra: safra hastalığı

terk-i dünya: dünyanın terki, dünyayı terk et-
şeref-i mekan: mekanın şerefi (Farsça tamlama)

suver-i muhtelife: çeşitli şekiller

su-i tefehhüm: yanlış anlama

eazz-i ahibba, aazz-i ahibba: şerefli dostlaar

Canım arada bir su-i tefehhüm var. Avukat Behzat Bey aazz-i ahibbamdan ve ayni zamanda akrabamdandır. Vallahi birbirinizi yakından tanısanız can ciğer ahbap olursunuz.

emvâl-ı metruke: terk edilmiş mallar

aks-i tesirler: etkilerinin yansıması

sûret-i mutlakada elzemdirkesin şekilde, mutlak surette

harb-i umumî: genel savaş, dünya savaşı

hükümet-i merkeziyye : merkezi hükümet

taht-ı te’sîr: tesir altında

münâsebât-ı tarihiyye: tarihi ilişkileri

Çerkeslerle Türklerin münâsebât-ı tarihiyyesi pek eskidir.

siyâset-i dahiliye: iç siyaset

Tarihin bütün edvarında Çerkezistan, siyâset-i dahiliyesinde dâima serbest ve müstakil kalmıştı.

tarih-i milâdisi: miladi tarih

rabt-ı kader: kader bağı

desâis-i harbiye: savaş hileleri

fikr-i sabit: sabit fikir

ateş-i aşk: aşk ateşi

tarik-i Hakk: Allah yolu

hak-i kadem: ayağın toprağı

Bir mertebe ki mümkin olsa hâk-i kademine cânlar fedâ itmek câna minnetdür.

hamil-i varaka: belgeyi taşıyan

Sâ’ir ahvâli hâmil-i varaka hâce kadından su’âl buyurun, tafsîl eylesün.

‘alâmet-i hayr: hayır alameti

îmân-i kâmil: olgun insan

fark-ı ‘azîm: büyük fark

tezkiye-i nefs: nefsi temizlemek

tasfiye-i kalb: kalbi saflaştırmak

du’â-i hayır: hayırduası

kat’-i ‘alâka: alakayı kesmek

emrâz-i bedenîye: bedensel hastalıklar

lafz-ı Allah: Allah lafzı, ifadesi

âlem-i rû’yâ: rüya alemi

Bundan sonra uyudum. Âlem-i rû’yâda görürem ki bir bâgçe. Agaçları, otları kurumuş. Bir bed-zemîn ki olmaz. Bunuñ içinde yılanlar var imiş. Bu bâgçeden kalbüme bir mertebe nefret gelür. Ve bu yılanlardan dahı havf iderem kaza ile biri sokmasun diyü. Bu esnâda karşumda bir âdem zâhir oldı.

kelime-i şehadet: Şahitlik kelimesi, tasdik kelimesi (Birinin Müslüman olduğuna şahitlit eden cümle) 
(Okunuşu: ” Eşhedü en la îlahe îllallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhü ve resulü ” Anlamı: “Şahitlik ederim ki, Allah’tan başka hiçbir İlâh yoktur, ve yine şahitlik ederim ki Muhammed, O’nun kulu ve elçisidir. “)
kelime-i tevhid: Birlik kelimesi (Allah’ın bir Hazret-i Muhammed’in elçisi olduğunu kabul eden cümle) 
( Okunuşu: “La İlahe İllallah, Muhammedün Resulullah” Anlamı: “Allah’tan başka İlah yoktur. Hz. Muhammed (s.a.v.) Allah’ın Peygamberidir”)
âlem-i bâtın: iç alem

adüvv-i mazi:

şehr-i Merzifon: Merzifon şehri

şehr-i meşhur: şehr-i meşhur

Tezkiratü’ş-Şu’arâ: şairler tezkiresi
karye-yi mezkur: zikredilen köy, adı geçen köy

vilâyet-i Rûm: Rum vilayeti

kaptan-ı derya: denizlerin kaptanı (Osmanlı’da en yüksek denizci unvanı, Bahriye Nezareti, Denizcilik Bakanlığı)efal-i cinayet: cinayet işleri, öldürme eylemleri

müdde-i umumi: kamu isnatçısı, savcı, genel iddiacı

Arapça tamlamalar:

Ramazanü’l-mübarek: Bereketli Ramazan, hayırlı/uğurlu/kutlu/mukaddes Ramazan
salifü’z-zikir:daha önce zikredilen, bahsedilen, konuşulan, adı geçen
aksü’l-amel: istenilen zıddı, reaksiyon, aksi tesir

hubbü’l-vatan: vatan sevgisi
sahibü’l-vakar:vakar sahibi

dârü’l-eytâmlar: yetim evi

resulu’l-lah: Allah’ın Resulü (Hz. Muhammed), Allah’ın elçisi
halifetü’r-Resulullah: Resulullah’ın halifesi (Hz. Ebubekir)
imamü’l müslimin: Müslümanların imamı

miracü’n-nebi: Nebi’nin miracı, Hazret-i Muhammed’in miracı

beyne’l-milelliyet: milletler arasılık “Bir nev’i beyne’l-milelliyet idi.”

şeyhü’l-hattâtîn: hattatların şeyhi

şerefü’l-mekan: mekanın şerefi (Arapça tamlama)

(Şerefü’l mekân bi’l mekîn-Mekânın şerefi orada bulunan iledir)

(Şerefü’l mekîn bi’l mekân-Kişinin şerefi bulunduğu mekân iledir.)

✅ turkx.net hakkında 4050 makale
Reklam ve işbirliği için Iletişim sayfamızdan bize ulaşın.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*