Çin’de bir şantiyede mühendis olarak çalışan Dani, 7 yaşındaki oğlu Tom’un boğularak hayatını kaybettiğini öğrenir. Haberi alır almaz büyük bir şok ve suçluluk duygusuyla Fransa’ya, eşi Nora’nın yanına döner. İşinden dolayı yılın büyük kısmını evinden uzakta geçiren Dani, oğluyla yeterince vakit geçiremediği için derin bir pişmanlık yaşamaktadır ve bu yüzden onun ölümünü, yani yası kabullenmeyi reddeder.
Tam bu duygusal çıkmazın ortasındayken mucizevi ve açıklanamaz bir şey olur: Küçük Tom, canlı kanlı bir şekilde babasının karşısında belirir ve onunla konuşmaya başlar. Dani başta aklını kaçırdığını düşünse de bu durumu kabullenir. Baba ve oğul, daha önce hep planladıkları ama bir türlü gidemedikleri bir ada yolculuğuna çıkarlar.
Dramatik bir konuyu ajitasyona kaçmadan, oldukça samimi bir dille işleyen, okurun kalbine dokunan bir modern edebiyat eseri okudum.

Bir yanıt bırakın